Anavarza’dan Guinness Dünya Rekoru

Sor Bilelim Markabeyi® ‘nin yeni röportajında, Anavarza Bal Genel Müdürü ve arı hakları savunucusu Can SEZEN‘i konuk ettik.

Bazı rekorlar sayıların da ötesinde bir anlam taşır. Kimi zaman bir marka hikâyesini, kimi zaman da geleceğe bırakılan bir mirası temsil eder.

Türkiye’nin köklü bal markalarından Anavarza Bal, Adana Kozan’daki tesisinde hayata geçirdiği Dünyanın En Büyük Arı Oteli ile Guinness Dünya Rekoru’nun sahibi oldu. Ancak bu proje yalnızca bir rekor denemesi değil; arıların yaşam alanlarını korumaya, biyolojik çeşitliliğe dikkat çekmeye ve sürdürülebilir bir gelecek için farkındalık oluşturmaya yönelik güçlü bir çağrı niteliği taşıyor.

Makale içeriği
Dünyanın En Büyük Arı Oteli

Dünyanın en büyük arı oteli fikri nasıl ortaya çıktı? Bu projenin çıkış noktasında bir dünya rekoru hedefi mi vardı?

Aslında çıkış noktamız bir rekor kırmak değildi. Biz yıllardır arılarla çalışan, onların emeğini ve doğadaki kritik rollerini yakından gözlemleyen bir markayız. Son yıllarda dünya genelinde artan arı ölümleri, habitat kayıpları ve biyolojik çeşitlilikte yaşanan azalma bizi daha büyük sorumluluk almaya yöneltti. Bu nedenle “Yaşasın Arılar” departmanını kurduk.

Dünya Arı Günü kapsamında hem farkındalık yaratacak hem de arılara gerçek anlamda fayda sağlayacak kalıcı bir proje geliştirmek istedik. Dünyanın en büyük arı oteli bu düşünceden doğdu. Guinness Dünya Rekoru ise bu hikâyenin dünyaya duyurulmasını sağlayan önemli bir sonuç oldu.

Dünyanın en büyük arı oteli bugün neyi temsil ediyor?

Bu yapı yalnızca büyük bir ahşap konstrüksiyon değil. Arıların yaşam hakkına dikkat çeken bir farkındalık anıtı. Özellikle yalnız yaşayan yabani arılar için güvenli bir yuvalama ve barınma alanı sunuyor. Aynı zamanda insanlara da çok önemli bir mesaj veriyor: Arılar sadece bal üretmiyor, yaşamın devamlılığı için kritik bir görev üstleniyor.

Bu nedenle arı otelimiz doğa ile insan arasındaki bağın somut bir sembolü haline geldi. Burada amaç yalnızca arıları korumak değil, onların ekosistem için ne kadar vazgeçilmez olduğunu da anlatabilmek.

Makale içeriği

Guinness Dünya Rekoru sertifikasını elinize aldığınız anda aklınızdan ilk ne geçti?

Büyük bir mutluluk ve gurur hissettik. Ancak o anda aklımdan geçen ilk şey, bu rekorun gerçek sahiplerinin arılar olduğu oldu. Çünkü bu proje onlar için yapıldı.

Guinness Dünya Rekoru bize uluslararası görünürlük kazandırdı ancak bizim için asıl değer, burada yaşam alanı bulacak binlerce arının ekosisteme sağlayacağı katkı olacak. Eğer bu proje sayesinde insanlar arıların karşı karşıya olduğu tehditleri daha fazla konuşmaya başlarsa, bizim için en büyük başarı da bu olur.

Arılar neden bu kadar önemli?

Bilim insanlarının verilerine göre dünya üzerindeki çiçekli bitkilerin yaklaşık yüzde 75’i ve tarımsal ürünlerin önemli bir bölümü polinatörlere ihtiyaç duyuyor. Arılar yalnızca bal üretiminin değil, tarımın ve gıda güvenliğinin de temel unsurlarından biri.

Bu nedenle biz her fırsatta “Arılar varsa yaşam var, tarım var, gıda var” diyoruz. Arıların korunması aslında insanlığın geleceğinin korunması anlamına geliyor. Bugün sofralarımıza gelen birçok ürünün arkasında görünmeyen bir kahraman olarak arılar bulunuyor.

Projenin detayları da oldukça dikkat çekici. Yapının tasarım sürecinden biraz bahseder misiniz?

Arıların ihtiyaçlarını merkeze alarak ilerledik. Yapının inşasında sedir, meşe, ceviz, dut ve kızılçam gibi doğal ve dayanıklı ağaçlar kullandık. Kamış ve doğal odunsu materyallerle farklı arı türlerinin ihtiyaçlarına uygun çok katmanlı yaşam alanları oluşturduk.

Amacımız yalnızca büyük bir yapı inşa etmek değil, gerçekten işlevsel ve uzun yıllar hizmet verecek bir habitat yaratmaktı. Bu nedenle projeyi tasarlarken hem uzman görüşlerinden yararlandık hem de doğal yaşamın ihtiyaçlarını dikkate aldık.

Makale içeriği

Anavarza Bal bugün kendisini sadece bir bal markası olarak mı görüyor?

Hayır. Elbette bal üretmek bizim temel faaliyet alanımız. Ancak biz aynı zamanda arıların ve doğanın geleceği için sorumluluk taşıyan bir marka olduğumuza inanıyoruz.

Köklerimiz 1979 yılına dayanıyor. Bugün ise Adana Kozan’daki tesisimiz dünyanın en kapsamlı 10 bal tesisi arasında gösteriliyor. Modern teknolojiyi kullanırken balın doğallığını korumaya büyük önem veriyoruz. Kalite kontrol süreçlerinden duyusal analizlere kadar her aşamada titizlikle çalışıyoruz.

Ancak bizi farklılaştıran yalnızca üretim gücümüz değil; arılar ve doğa için sorumluluk üstlenme yaklaşımımız. Dünyanın en büyük arı oteli de bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri.

Son yıllarda sürdürülebilirlik kavramı markalar için önemli bir başlık haline geldi. Siz bu kavrama nasıl yaklaşıyorsunuz?

Biz sürdürülebilirliği bir iletişim konusu değil, iş yapış biçiminin doğal bir parçası olarak görüyoruz. Arılar olmadan bal üretiminden söz etmek mümkün değil. Aynı şekilde arılar olmadan sağlıklı bir ekosistemden ve sürdürülebilir tarımdan da söz etmek zor.

Bu nedenle attığımız her adımda doğaya nasıl katkı sağlayabileceğimizi düşünüyoruz. Dünyanın en büyük arı oteli de bunun somut bir örneği. Çünkü sürdürülebilirlik bazen büyük teknolojik yatırımlardan değil, doğanın ihtiyaçlarını doğru anlamaktan geçiyor.

Son olarak, bu proje ile ilgili insanların akıllarında ne kalmasını istersiniz?

İnsanların özellikle  şunu düşünmelerini isterim: Dünyadaki en büyük değişimler bazen en küçük canlılarla başlar. Arılar olmadan doğanın dengesi, tarım ve gıda üretimi ciddi risk altına girer.

Eğer bu yapı insanlara arıların ne kadar değerli olduğunu yeniden hatırlatabiliyorsa, bizim için en büyük başarı budur. Guinness Dünya Rekoru çok kıymetli ancak bizim asıl gurur duyduğumuz şey, arılar için kalıcı bir yaşam alanı oluşturabilmiş olmaktır.

Çünkü bu proje bir rekorun değil, bir sorumluluğun hikâyesi. Arılar için, doğa için ve gelecek nesiller için.

Makale içeriği

Dünyanın en büyük arı oteli bugün Adana Kozan’da yükseliyor olabilir. Ancak Can Sezen’in de altını çizdiği gibi, bu projenin asıl değeri metrelerle ya da Guinness sertifikasıyla ölçülmüyor.

Arıların yaşam alanlarını korumak, biyolojik çeşitliliğe katkı sağlamak ve gelecek nesillere daha sürdürülebilir bir dünya bırakmak… Anavarza Bal’ın Guinness Dünya Rekoru ile taçlanan projesi, bir markanın ticari başarısının ötesine geçerek doğaya karşı üstlenebileceği sorumluluğun güçlü bir örneği olarak öne çıkıyor.

Çünkü bazen dünyanın en büyük rekorları, en küçük canlıların yaşamına dokunarak yazılıyor.