Sor Bilelim Markabeyi’nin yeni serisinde 1932 yılında Almanya’da kurulan ve bugün dünyanın önde gelen yapı malzemeleri üreticilerinden biri olan Knauf’un Türkiye Genel Müdürü Ali Türker ile bir araya geldik.

- Önce büyük resimle başlayalım. Bugün Türkiye yapı malzemeleri sektörünü üç kelimeyle tanımlamanızı istesek, hangi üç kelimeyi seçerdiniz ve neden?
Bugün Türkiye yapı malzemeleri sektörünü üç kelimeyle tanımlamak gerekirse, dinamik, dönüşen ve dayanıklı derim. Dinamik, çünkü Türkiye pazarı çok hızlı reaksiyon veren, değişen ihtiyaçlara ve ekonomik koşullara çabuk uyum sağlayan bir yapıya sahip. Dönüşen, çünkü artık yalnızca ürünün kendisi değil; o ürünün sağladığı performans, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik katkısı ve kullanıcıya sunduğu yaşam kalitesi de değerlendiriliyor. Dayanıklı, çünkü dalgalanmalara rağmen sektör üretmeye, yenilenmeye ve büyümeye devam ediyor. Bu da Türkiye pazarının ne kadar güçlü bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. - Knauf’u Türkiye’deki rakiplerinden ayıran en güçlü özellik sizce nedir? Bir genel müdür olarak markanın geleceğini hangi noktada konumlandırıyorsunuz?
Knauf’un gücü, global deneyimini yerel pazarların ihtiyaçlarıyla birleştirebilmesinde yatıyor. Knauf’u Türkiye’de rakiplerinden ayıran en güçlü özellikler, yalnızca ürün sunan bir marka olmanın ötesinde bütüncül sistem çözümü, teknik bilgi desteği ve uzun vadeli iş ortaklığı sunmasıdır. Markamızın geleceğini yalnızca yapı malzemesi üreten bir şirket olarak değil; daha güvenli, daha konforlu, daha verimli ve daha sürdürülebilir yaşam alanlarının çözüm ortağı olarak konumlandırıyoruz. Çünkü gelecekte fark yaratacak olanın sadece ne ürettiğiniz değil, nasıl bir değer
sunduğunuz olduğuna inanıyorum. - Türkiye oldukça dinamik ve kendine özgü bir pazar. Global bir şirketin Türkiye operasyonunu yönetmenin en zor ve aynı zamanda en heyecan verici tarafı nedir?
Türkiye gibi dinamik ve kendine özgü bir pazarda global bir şirketin operasyonunu yönetmenin en zor tarafı, küresel standartlarla yerel gerçeklikler arasında doğru dengeyi kurabilmek. Bir yandan global kalite anlayışını, süreç disiplinini ve kurumsal vizyonu korumanız gerekiyor; diğer yandan pazarın hızına, beklentilerine ve saha dinamiklerine aynı çeviklikle cevap vermeniz şart. En heyecan verici tarafı da tam burada başlıyor. Türkiye pazarı size sürekli öğrenmeyi, hızlı düşünmeyi ve yenilikçi çözümler üretmeyi öğretiyor. Bu pazar, Knauf gibi güçlü refleksleri olan markalar için çok büyük fırsatlar sunuyor. - Yapı sektöründe artık yalnızca ürün değil; enerji verimliliği, konfor, sürdürülebilirlik ve yaşam kalitesi konuşuluyor. Sizce sektörün rekabet alanı nasıl değişiyor?
Yapı sektöründe rekabet alanı çok net biçimde değişiyor. Eskiden daha çok fiyat ve temel ürün performansı üzerinden şekillenen bir rekabet vardı. Bugün ise enerji verimliliği, akustik konfor, yangın güvenliği, iç mekân hava kalitesi, sürdürülebilirlik ve uygulama hızı gibi unsurlar belirleyici hale geliyor. Yani artık mesele sadece bir ürün
değil; o ürünün yaşam alanına ve kullanıcı deneyimine maksimumda katkı sağlamasını sağlamak. Bu değişim, sektörü ürün odaklı rekabetten çözüm odaklı rekabete taşıyor. Önümüzdeki dönemde fark yaratacak markalar, teknik performansı yüksek, çevresel etkisi düşük ve uygulamada verimlilik sağlayan bütüncül çözümler sunan markalar olacak. - Sürdürülebilirlik, yapı sektörünün en önemli gündemlerinden biri. Knauf açısından sürdürülebilirlik bir kurumsal sorumluluk alanı mı, yoksa doğrudan iş modelinizin bir parçası mı?
Knauf açısından sürdürülebilirlik yalnızca bir kurumsal sorumluluk başlığı değil, doğrudan iş modelimizin bir parçası. Çünkü bugün yapı sektöründe sürdürülebilirlikten bağımsız bir büyüme anlayışı mümkün değil. Kullanılan ham maddeden üretim süreçlerine, lojistikten ürün performansına kadar her aşamada bu yaklaşımı işin merkezine koymanız gerekiyor. Biz sürdürülebilirliği hem çevresel etkimizin azaltılması hem de müşterilerimize daha verimli, daha uzun ömürlü ve daha sorumlu çözümler sunabilmek açısından ele alıyoruz. Dolayısıyla bu konu bizim için bir söylem değil, iş yapış biçimimizin temel unsurlarından biri. - Dijitalleşme Knauf Türkiye’nin iş yapış biçimini nasıl değiştirdi? Bu dönüşümün müşteriye, bayiye, mimara ve sahaya en somut yansıması ne oldu?
Dijitalleşme, Knauf Türkiye’nin iş yapış biçimini daha hızlı, daha şeffaf ve daha entegre hale getirdi. Hem iç süreçlerimizde hem de paydaşlarımızla temas ettiğimiz alanlarda verimliliğimizi artırdı. Bunun en somut yansıması, bilgiye erişimin kolaylaşması ve karar alma süreçlerinin hızlanması oldu. Müşterilerimiz ve bayilerimiz daha hızlı destek alabiliyor, mimarlar ve teknik ekipler ihtiyaç duydukları bilgiye daha kolay ulaşabiliyor, sahadaki uygulayıcılar ise doğru çözüme daha kısa sürede erişebiliyor. Biz dijitalleşmeyi yalnızca teknolojik bir dönüşüm olarak değil, tüm paydaşlarımızla kurduğumuz ilişkiyi güçlendiren stratejik bir gelişim alanı olarak görüyoruz.

Geleceğin yapıları bugün üretilen malzemelerle şekilleniyor olabilir. Ancak Knauf Türkiye Genel Müdürü Ali Türker’in de altını çizdiği gibi, yapı sektöründe artık asıl mesele yalnızca ne üretildiği değil, nasıl bir değer sunulduğu.
Enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, güvenlik ve yaşam kalitesi… Knauf’un yaklaşımı, yapı malzemesi üretmenin ötesine geçerek daha konforlu, daha verimli ve daha sürdürülebilir yaşam alanları oluşturma hedefiyle şekilleniyor.
Değişen rekabet koşullarında fark yaratmanın yolu ise yalnızca güçlü ürünlerden değil, geleceğin ihtiyaçlarına bugünden yanıt verebilen bütüncül çözümlerden geçiyor.
Çünkü bazen geleceği inşa etmek, yalnızca sağlam duvarlar örmek değil, o duvarların içinde daha iyi bir yaşamın temellerini atmaktır.
Yapı sektörünün geleceğine dair değerli görüşlerini bizimle paylaşan Knauf Türkiye Genel Müdürü Ali Türker’e teşekkür ediyorum



Leave a comment